Katedralin Tarihi

katedral-ic

İstanbul Latin Katolik Kilisesi Ruhani Reisliği
KUTSAL RUH BAZİLİKA KATEDRALİ

İstanbul’un Kuzey Bölgesi İçin Latin Katolik Mahalli Kilisesi
1989 Yılına Kadar Diyosezen Pederler,
8 Ekim 1989 Tarihinden İtibaren Aziz Yuhanna Bosko’nun Kurduğu
Salezyenler Teşkilatı’nın Pederleri Tarafından İdare Edilmektedir.

1846    Episkopos Mons. Julien Hillereau tarafından KUTSAL RUH’UN ONURUNA İNŞA EDİLDİ

1865    Episkopos Mons. P. Brunoni tarafından YANGIN SONRASI TAMAMEN RESTORE EDİLDİ

1875    Episkopos Mons. A. Grasselli tarafından TAKDİS EDİLDİ

1889    Roma’da bulunan VATİKAN AZİZ PETRUS BAZİLİKASI’NA BAĞLANDI

1909    KÜÇÜK BAZİLİKA İLAN EDİLDİ

1921    “İNSANLIK HAYIRSEVERİ” PAPA 15. BENEDİKT HAZRETLERİ’NİN HEYKELİNİN AÇILIŞI

1934-1944 PAPALIK VEKİLİ MONS. ANGELO G. RONCALLİ’NİN GÖREV SÜRESİ (AZİZ 23. YUHANNA)

1967    PAPA 6. PAVLUS HAZRETLERİ’NİN EKÜMENİK PATRİK ATHENAGORAS HAZRETLERİ İLE BİRLİKTE ZİYARETLERİ

1979    PAPA 2. JEAN PAUL HAZRETLERİ’NİN EKÜMENİK PATRİK DİMİTRİOS HAZRETLERİ İLE BİRLİKTE ZİYARETLERİ

2006    PAPA 16. BENEDİKT HAZRETLERİ’NİN EKÜMENİK PATRİK BARTHOLOMEOS HAZRETLERİ İLE BİRLİKTE ZİYARETLERİ

2014    PAPA FRANCESCO HAZRETLERİ’NİN EKÜMENİK PATRİK BARTHOLOMEOS HAZRETLERİ İLE BİRLİKTE ZİYARETLERİ

 

Roman tarzında inşa edilmiş olan Katedralimiz, 1946 yılında yüzüncü yılını kutlamış ve Roma’da Papa seçilmeden önce Angelo Giuseppe Roncalli’nin, yani Aziz ilan edilen Papa 23. Yuhanna’nın çobanlık yaptığı katedraldir. Kilisenin sol tarafında bulunan Aziz 23. Yuhanna’ya ait olan bir tablo 2000 yılında onun onuruna yapılmıştır ve aynı yıl içerisinde kilisenin arka cephesinin bulundulu yola da bu aziz Papa’nın adı verilmiştir.

Katedralimiz, şehrimizin Katolik yaşantısının merkezidir ve Latin geleneğinden gelen Katoliklerin dini önderinin makam koltuğu, yani kürsüsü de burada bulunmaktadır.

Katedralimize dört papa ziyaret gerçekleştirmiştir. Bu ziyaretleri hatırlatan hatıra yazıtlarının kilisenin girişinde asılı olduğunu görebilirsiniz.

Katedralin alt kısmında tarihi ve anıtsal bir mezar yeri bulunmaktadır ve burada mezarı bulunan en önemli kişiler, katedralin kurucu Başepiskoposu Mons. Julien Hillereau, Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk milli bandoyu kuran Donizetti Paşa ve Sultan’ın Eczacısı Faik Paşa sayılabilir.

Katedralin merkezinde bulunan tablo 1867 yılında yapılmş ve Papa 9. Pius tarafından armağan edilmiştir. Bu tablo Kutsal Ruh’un inişini simgelemektedir ve Katedralimizin 5 Temmuz 1846’da yapılan kutsamasında bu isim verilmiştir.

 

Saint Esprit Katedrali – Yüz Yıllık Bir Tarih [1]

katedral-tarihi

Orijinal makalenin başında bulunan resim. Saint Esprit Katedrali’nin ön yüzü. Katedral 5 Temmuz 1846 yılında kutsanmış ve kapılarını açmıştır. Halen İstanbul Latin Katolik Ruhani Reisliği’nin merkezidir.

 

Canonica tarafından yapılan heykelle güzelleşen Taksim Meydanı’ndan geçen kişiler, geniş bulvardan ilerlediklerinde Saint Esprit Katedrali’ne ulaşırlar. Bu katedral yapıldığı zamanlarda yerleşim yerleri orada biterdi. Burada yeşillikler, Ermeni ve Rum mezarlıkları, Surp Agop Hastanesi, Haribye’deki küçük kulübeler ve 1839 yılında kurulmuş olan Artigana huzur evi görülürdü. Bologna kökenli bir hancı olan Jean-Baptiste Pancaldi bu sakin bölgeye yerleşmiş ve hanına uğrayan avcılar ile doğa meraklıları sayesinde para kazanmaktaydı. Hiç şüphesiz bugün oldukça büyük bir banliyö olan Pangaltı’ya adını da o vermişti.

Şehrin bu çöle benzeyen alanda büyüyeceğini öngören Monsenyör Hillereau, burada bir kilise inşa etmek için büyük bir arsa satın alır. Bu arsa Saint Esprit Kilisesi’nin arsası olacaktır

Yıl 1846 idi. Bu tarihi hatırlamakta yarar var: çünkü bu yılda Bazilika –  Katedralimiz kurulmuştur ve seküler papazlar (belli bir tarikata mensup olmayıp, bölge episkoposuna bağlı olan papazlar) bu yılda organize olabilmişlerdir. Bu yıla kadar seküler papazlar ya geçici süreli gelirlerdi, ya Papalık Vekili’nin hizmetinde olurlardı ya da yabancı elçiliklerin ve önemli ailelerin yanında dini görevli ya da özel öğretmen olarak bulunurlardı.

Genovalı Monsenyör Fracchia 1782 yılında Kapusen rahiplerinden Galata’daki Saint Georges Kilisesi’ni almış, orayı Vikaryasının ilk kilisesi ve katedrali yapmıştı. Ama cemaat üyeleri Pera’yı Galata’ya tercih ettikleri için, halefi Fransisken Minör Konventüeller Tarikatı’ndan Monsenyör J.B. Fonton Havarisel Vekil (Vicaire Apostolique) olduktan sonra 1799 yılında makamını Sainte Trinité (Kutsal Üçlük) Kilisesi’ne taşıdı, bu kiliseyi 1802 yılında Avusturyalılar’dan satın aldı ve 1857 yılında bu kilise Ermeni Katolikler tarafından kullanılması için tahsis edildi.

Ne Saint Georges, ne de Sainte Trinité mahalli kilise değildi.

Monsenyör Fonton yerini yardımcısı olan Monsenyör Vincent Coressi’ye bıraktı. Monsenyör vefat ettiğinde ise kendi yardımcısı olan Monsenyör Hillereau onun yerini aldı. Mons. Hillereau katedrali kuran kişi idi.

5 Temmuz 1846 tarihinde, Pentekost Pazarından sonraki 5. Pazar günü Saint Esprit Kilisesi’nin çanları imanlıları kilisenin kutsanması (ve açılışı) merasimi için çağırıyordu. Bu merasime Fransa Büyükelçisi Monsieur de Bourquenay da katıldı. Kilise açılmasının ertesi gün mahalli kiliseye yükseltildi. Bu kilisenin sorumluluk bölgesi hemen hemen bugünkü sınırlardaydı, yalnızca Monsenyör Sardi 1910 tarihinde Notre-Dame de Lourdes Kilisesi’ni mahalli kiliseye yükselttiğinde Saint Esprit Kilisesi’nin sorumluluk bölgesi biraz değişmiş oldu.

Bir yıl kadar sonra Saint Esprit Kilisesi’ne kayıtlı 213 aile ve 949 imanlı oldu. Kilisenin ilk başpapazı Jacques Barozzi, yetenekli bir vaiz, hukuk doktorası sahibi (sivil hukuk ve kilise hukuku), ilahiyatçı ve saygın bir dilbilimciydi.

Papa 16. Gregorio, Monsenyör Hillereau’nun talebi üzerine şehirde yaşayanlara din şehidi Aziz Crispino’nun kemiklerini göndermiştir. Bu kutsal emanetler bir merasimle katedralde bulunan “Yedi Kederli Meryem Ana” sunağının altına yerleştirilmiştir.

Papa 9. Pius, Aziz Petrus’un tahtına çıktığında Monsenyör Hillereau hala Vikarya’nın başındaydı. Sultan Abdülmecid, Papa 9. Pius’a bir elçi gönderdi ve yeni görevi için onu tebrik etti. Papa da Sida Başepiskoposu Monsenyör Ferrieri’yi Sultan’a teşekkürlerini ve armağanlarını iletmesi için görevlendirdi.

Monsenyör Hillereau 1855’te vuku bulan koleradan dolayı ölümünden bir sene önce “İsa’nın Kutsal Adı” ya da “Aziz Altınağızlı Yuhanna” (Surp Hovhan Vosgeperan, Saint Jean Chrysostome) adlarıyla bilinen kiliseyi inşa ettirdi. Bedeni Saint-Esprit Katedrali’nin altınıdaki mezar yerinde istirahat ediyor.

İzmir Başepiskoposu olan Monsenyör Mussabini, Papalık Temsilcisi (Pro-Vicaire Apostolique) olarak atansa da kendini diyosezine atamak için görevinden ayrılmak istedi ve Sion Rahibeleri Tarikatı’nın bir kurum açma talebiyle karşılaştı. Peder Théodore Ratisbonne, episkoposun meskeni olarak yapılan binada bir yatılı okul açma talebinde bulundu ve bu okul açıldığına oraya Filles de la Charité rahibelerini yerleştirdi (Bugünkü Notre Dame de Sion Fransız Lisesi). Fille de la Charité rahibeleri 1857 yılında bu yatılı okuldan ayrılma kararı aldılar ve onlardan sonra okulun idaresini Soeurs de Sion rahibeleri devraldı.

1858 yılında Suriye’deki Papalık Vekili (Vicaire Apostolique) olan Monsenyör Paul Brunoni, İstabul’a aynı görevi ifa etmesi için atandı. On sene sonra Papalık Temsilcisi (Delegué Apostolique) ünvanı aldı. Monsenyör Brunoni’nin episkoposluk dönemi sıkıntılarla dolu geçti. Bunun sebebi aşırı iyiliğinden kaynaklanan zayıflıkları olabilir. Onun döneminde Kadıköy’deki güzel kilise inşa edildi ve 1864 yılında Immaculée Conception (Meryem’in Ana Rahmine Orijinal Günah Olmadan Düşmesi) Bayramı’nda Saint Esprit Kilisesi’ni tamamen ateşler sardı. Mons. Brunoni kiliseyi yeniden inşa edebilmek için gereken parayı zor buldu, akabinde burada çalıştıracak işçi bulamadı. Mons. Brunoni’nin episkoposluk yıllarında şehri etkisi altına alan kolera çalışmalarını kısıtladı. Sonunda, 31 Aralık 1865 tarihinde kilise yeniden inşa edilmiş oldu ve Mons. Brunoni dini kıyafetlerini giyerek bu tarihte kiliseyi yeniden, cemaatin katılımı ile kutsadı. Son yirmi yılda cemaatin sayısı ikiye katlanmıştı.

Antakya Patriği ve Roma’da bulunan Santa Maria Maggiore Bazilikası’nın Onursal Üyesi olan Monsenyör Brunoni, yerini Hollandalı Clercs déchaussés de la T. S. Croix et de la Passion de N.S. J.C. tarikatından Monsenyör Joseph Pluym’e bıraktı.

Yeni Papalık Temsilcisini büyük bir felaket bekliyordu. 5 Haziran 1870 tarihinde öğleden sonra saat 14:00’e doğru Valideçeşme’de çıkan yangın beş saat içerisinde Beyoğlu’nun kenar mahallelerini sardı. O anda Monsenyör Pluym Saint Esprit Kilisesi’nde Pentekost Bayramı arifesinin akşam dualarını okuyordu. Ona Saint Jean Chrysostôme Kilisesi’nin ve kaldığı evin yangın tehlikesi altında olduğu haberi verildi. Ağa Cami küle dönmüş, Saint Jean Chrysostôme Kilisesi de yangına teslim olmuştu. Kutsal objelerin, papazların ve episkoposun giysileri ve en kıymetli kilise objelerinin küle dönmesi engellenememişti. Episkoposun konutundan ve önemli kitaplarla dolu kütüphanesinden hiçbir şey kalmadı. Ölü sayısı bine yakındı. Devletin ve belediyenin yardımlarının yanında Roma da yardımını sundu. Mons. Pluym, kendi varını yoğunu ihtiyacı olanlara dağıttı. On dört Fille de Charité (Merhamet Kızları) rahibeleri felaketten zarar görmüş kişilere yardım için seferber oldular.

Monsenyör Pluym’e kız çocuklarının gittiği ve Sion rahibelerinin idare ettiği kilise okulunu (Notre Dame de Sion) ve erkek çocuklarının gittiği, Frères des écoles chrétiennes (Hristiyan okulların keşişleri) rahiplerinin idare ettiği kilise okullarını borçluyuz. Bu okullardan erkeklerin gittiği okul çok iyi bilinir olsa da, Taksim’deki okul açıldığında önemini kaybetmiştir. Bu erkek çocukların kilise okulu 1914 ila 1919 yılları arasında, Birinci Dünya Savaşı sırasında kapalı kalmış, 1919’da açılıp 1940’ta tamamen kapanmıştır. Monsenyör Pluym, episkoposluk görevini çok zorluklar içinde yerine getirmiştir. Episkoposluğunun üzerine Hassoun karşıtlarının ayrılığı[2] bir karanlık gibi çökmüştür ve ekonomik sıkıntılar, özellikle de yangından sonra büyük sıkıntılar yaratmıştı.

Monsenyör Pluym 12 Ocak 1874’te öldü ve Saint Esprit Katedrali’nin altında bulunan mezarlıkta, Monsenyör Hillereau’nun yanına gömüldü.

1874 yılının sonuna doğru Frères Mineurs Conventuels Fransiskenlerinden olan Monsenyör Antonio Maria Grasselli, Monsenyör Pluym’un halefi oldu. O zamanın Saint Esprit Kilisesi başpapazı Antoine Galibert’in heykeltraş Poirson’a yaptırdığı, bugün dahi görülebilen ortadaki sunağın kutsamasını, Fransa Büyükelçisi M. Bourgoing’in de katıldığı bir törenle Mons. Grasselli yaptı. Bu sunak masasında, Aziz Petrus’un halefi, Papa ve din şehidi olan  Aziz Lino’nun kalıntıları; Şehit Aziz Laurent’in kalıntıları; İmparator Diocleziano’nun koruma taburunun komutanı Şehit Aziz Sebastiano’nun kalıntıları ve Şehit Aziz Crispino’nun kalıntıları bulunmaktadır. Saint Esprit Kilisesi, 20 Ocak 1876’da Katedral seviyesine yükseltildi.

Kısa zaman sonra Katedralin Başpapazı Galibert, Santorini Episkoposu olaran atandı. Onu episkoposluğa yükseltmek için el koyup kutsayan kişiler başta Monsenyör Grasselli, Monsenyör Hassoun ve Atina Başepiskoposu Monsenyör Marengo  oldular. Katedralin Başpapazlığına peder Dacus getirildi. Peder Dacus çok tanınan bir kişiydi ve hatırası bugün bile canlıdır. Uzun yıllar boyunca katedralin tarihini uzun yıllar o kaleme aldı ve İstanbul Latin Katolik Kilisesi’nin yüz yıllık tarihinin enteresan ayrıntılarını buradan aktarıyoruz.

1880 yılında Monsenyör Grasselli Roma’ya çağrıldı. Bilgisi ve sevecenliği ile hayranlık duyulan bu episkoposun şehirden ayrılmasına itiraz edenler oldu. Kendi arabasına eşlik eden elli kadar araba onu Tophane’ye kadar izledi ve burada Fransız Büyükelçiliği’nin saltanat kayığına binerek eski bir Avusturya yatından dönüştürülmüş olan yolcu gemisine çıktı.

Kendisinin halefi olan Monsenyör Vincent Vanutelli çok uzun süre görevinde kalamadı. Harika bir diplomat olan Vanutelli, göreve gelişinden iki buçuk yıl sonra Brezilya’ta Vatikan Elçisi olarak atandı. Ancak bu kısa süreli görev döneminde yaptığı bazı işlerin etkisi çok uzun süre sürdü: Kandilli ve Vaniköy’deki kiliselerin mahalli kiliseye yükseltilmesi ve diyosezen pederlere verilmesi, Hassoun karşıtı olan kişilerin yarattıkları problemlerin kesin olarak tasfiyesi ve daha sonra bir seminere (papaz okulu) dönüşecek olan Saint Louis ismini taşıyan erkek okulunun açılması.

Bazilikanın tavanına baktığınızda bunun Roma kiliselerine ne kadar benzediğini görürsünüz. Burada Papalık armaları, De Propaganda Fide kurumunun armasını, Vikarya’nın armalarını ve kilisenin kurucuları olan Monsenyör Hillereau ile Monsenyör Brunoni’nin armalarını görürsünüz. Bu  dekorasyonu 1883 yılında Monsenyör Vautelli’nin yerini alan Monsenyör Louis Rotelli’ye borçluyuz. Bu süslemeler 1884 yılında yapılmıştır ve benim başvuruğum arşivlere göre yirmi Türk Lirası tutmuşlar! Aynı zamanda kilisenin başpapazı Dacus da canla başla kiliseyi donatıyordu. Monsenyör Rotelli’nin döneminde yapılan en önemli iş Aziz Jean Chrysostome’un (Aziz Altınağızlı Yuhanna) şapelinin inşası ve 1884 yılında Roma’dan hediye olarak gelen bu azizin kalıntılarının getirilmesi, orgların mükemmelleştirilmesi, Prinkipo’da bulunan kilisenin takdis edilip açılması ve Sympnia Rum Katolik okulunun kurulması olmuştur.

Papalık Temsilcileri (Délégués Apostoliques) gelip geçiyorlardı. 1887 yılında Monsenyör Rotelli, Paris’e Vatikan Büyükelçisi olarak atandı. Roma onun halefi olarak Monsenyör Auguste Bonetti’yi atadı. Mons. Bonetti Lazarist idi ve Selanik’teki Lazaristlerin başrahibiydi. Çok doğru bir insan olmasıyla tanınan bu adam unutulmamıştır. Saint Esprit’i 15.000 Frank tutacak olan yeni orglarla donattı ve kendi kişisel varlığından büyük bir yardımda buludu. Ben bu büyük org açılışını hatırlayan kişilerden biriyim. Bu törende çok saygıdeğer ve sevgili arkadaşın, Cizvitlerin başrahibi peder André bir konuşma yapmıştı. Monsenyör Bonetti zamanında Salezyen pederler buraya yerleştiler ve yine aynı monsenyörün zamanında “Carmel” adı verilen dua manastırı açıldı. Burada sessizlik içerisinde Tanrı sevilmekte ve beşerin gizeminin ötesine çıkabilen ruhlara Tanrı sevdirimektedir.

Birçok vesile ile özel törenler yapıldı ve Kutsal Ruh ile birleşildi: Papa 13. Leon’nun göreve gelişinin 25. yılı için ilan ettiği jübile, onun vefatında sabah onda, öğlen ve akşam Angelus duasında yarımşar saat bütün kiliselerin çanlarının çalması, Papa 10. Pio’nun seçilmesi gibi. Vikarya’nın genel vekili olan Monsenyör Borgomanero, vefat etmiş olan Monsenyör Testa’nın yerini aldı. Sultan da Monsenyör Borgomanero’ya bir görev verdi ve yeni seçilmiş olan Papa Hazretleri’ne tebriklerini ve Türk Katolikler’den duyduğu memnuniyeti iletmesini istemişti.

31 Mart 1900 tarihinde Monsenyör Dacus vefat ederek uzun kariyerini sonuna geldi. Vasiyetinde fakirlere 284 kitabı dışında bir şey bırakmadı. Kilisesini çok sevdi ve ondan ayrılmamak için Monsenyör Bonetti’nin ona teklif ettiği episkoposun genel vekilliği görevini reddetti. Onun halefi (katedralin başpapazı) olarak peder Ammiragli atandı ve katedralin çanları onun için çaldı.

Monsenyör Dacus’den dört yıldan biraz daha zaman sonra Mons. Bonetti ebedi hayatta ödülünü almak için çağrıldı. Üç gün boyunca Diyosezlerinin çobanının bedeni sergilendi ve pederler, diplomatlar ve cemaat üyeleri ona son bir saygı gösterdiler. Vasiyetinde ne katedrali, ne Selanik’teki fakirleri, ne buradaki fakirleri, ve hayırseverlik işleri yapan kurumları, ne de özel bir saygı duyduğu Petites-Soeurs des Pauvres rahibelerini unutmuştu. Cenaze töreni saygı ve sevgi gösterisine dönüştü. Tüm resmi otoriteler oradaydı; tüm diplomatlar oradaydı; eksik olan hiçbir dini cemaat önderi yoktu, Katolik olmayanlardan bile. Fransız denizciler de oradaydı ve ona olan bağlılıklarını göstererek saygılarını sundular. Diğer ritlere ait ruhbanlar da gelerek aynısını yaptılar.

Monsenyör Jean Tacci Porcelli’nin gelmesine kadar yedi ay geçti ve yeni episkopos 1905 yılının başında geldi. Bu Papalık Temsilcisi tam olarak sakinliği ve yumuşaklığı simgeliyordu. Bir gün bir mahalli kilise papazının aceleyle istifa etmek istemesine karşın bu episkoposun yazdığı dokunaklı mektubu kendi gözlerimle gördüm. Papaz, episkoposun mektubunu alınca istifa talebini geri çekti. Bu kadar büyük iyilik sahibi birine nasıl karşı gelinebilirdi?

Monsenyör Tacci, Aziz Jean Christostome’un ölümünün 1500 yılına ilişkin merasimleri yönetti. 1908 yılında Brüksel’e Vatikan Büyükelçisi olarak atandı. Diyoseze ilişkin yaptığı projelerini hayata geçiremedi.

28 Haziran 1908 tarihinde yeni episkopos ve Papalık Temsilcisi olarak Monsenyör Vincent Sardi geldi. Onun zamanında büyük reformlar oldu. Monsenyör Sardi hevesli, enerjik, hareket etmeyi seven ve disiplinli biriydi. Ayrıca önde gelen bir Latin dili uzmanıydı. Bu çobanı hatırlamaktan memnuniyet duyuyorum. Dış görünüşü biraz sertti, çünkü ona göre görev her şeyden önce gelirdi. Ancak içinde anlayışlı ve babacandı. Bu yazımı onun hatırasına ithaf edersem hata etmiş olmam.

Monsenyör Sardi zamanında katedralin başpapazı Monsenyör Roch Collaro oldu. Mons. Collaro bu görevinin akabinde sinod müfettişi, Papa Hazretleri’nin özel yardımcısı ve evinde hizmet eden papaz oldu; daha sonra da Havarisel Temsilci ve Papalık Vekili episkopos oldu.

Monsenyör Sardi’nin yaptığı işler arasında dini merasimlerin düzenlenmesine ilişkin bir kararname; bir komisyon tarafından diyosezin din eğitimi için Fransızca hazırlanmış metinler; haftalık olarak basılan “Papalık Temsilciliği’nin Bülteni” ve ilahilere getirilen yenilenme sayılabilir. Pederlerin sayısını arttırdı, Roma’nın Saint Esprit Katedrali’ni “Minör Bazilika” olarak tanımasını sağladı ve papazlardan oluşan bir yönetim kurulu kurdu.

11 Ocak 1913 tarihinde çan kulesini destekleyen iç kısımdaki iskeleyi alevler sardı. Kuledeki çanlar da, saat de düştü. Bu kazadan sonra yapılan yenileme çalışması ve değişiklikler katedrale bu günkü görüntüsünü verdi. Sunak masası yanındaki ahşap oturma bölümleri yapıldı, kiliseye meşeden banklar yaptırıldı ve elektrik tesistatı yerleştirildi.

O zamanlarda çok değişiklikler meydana geldi. Mons. Braggiotti öldü, Mons. Guillois peder olarak kutsandı, Mons. Borgomanero’nun yerini Mons. Pompilj aldı.

Papa 10. Pio öldüğü zaman Monsenyör Sardi hala buradaydı ancak kısa zaman sonra o da ayrıldı. “Papalık Temsilciliği’nin Bülteni” onun güzel veda mektubunu yayınladı ve üç ay sonra yerine Papalık Temsilcisi Episkopos olarak Monsenyör Ange Marie Dolci atandı.

Bu arada Papa 15. Benedikt’in seçilmesi ile ilgili törenleri Mons. Pompilj yönetti.

Monsenyör Dolci diplomat karakterli biriydi. Tüm Avrupa’da yankılanan top seslerinin gürültüsüyle birlikte buraya geldi. Savaş başlamıştı. Papa Hazretleri’nin korkuları hafifletme arzusunu yerine getirebilmek için tüm gücüyle çalıştı: yemek dağıtma işlerine başladı, herkesin acısına yakın oldu, kökeni ve dini ne olursa olsun Türk askerlerine hediyeler gönderdi, siyasi tutuklıların salıverilmesi için girişimlerde bulundu ve tutuklu yakınlarının tutuklulardan haber almasına uğraştı. Bu yüzden herkesin, Katolik inancına dahil olmayan kişilerin bile insanlığa büyük iyilikler yapmış olan Papa Hazretleri’nin bir heykelinin dikilmesi fikrine neşeyle yanıt vermeleri çok etkileyicidir.

 

Ama savaş bitmişti. Uzun zamandır beklenen böyle bir barış için Tanrı’ya şükretmek gerekiyordu. 5 Haziran 1922 tarihinde, kısa zaman önce bitmiş olan Roma Uluslararası Efkaristiya Kongresi (25 Mayıs 1922) sonrasında, sivil yetkililerin de izni alınarak muhteşem bir tören yürüyüşü Efkaristiya ile birlikte yapılmış ve onbinlerce Katoliğin katıldığı bu yürüyüş sonrasında Kutsal Sakröman ile önce açık havada, sonra da Katedral’de takdis verilmiştir.

Bu büyük anılar arasında çan kulesinin yeniden inşa edilişini unutmamalıyız. Monsenyör Dolci 14 Ocak 1922’de yeni çanları takdis etti. Mons. Pompilj’in yerini Mons. Cesarano aldı. Mons. Pompilj İzmir’e Papalık adına yönetici olarak gitti ve orada vefat etti. Chios (Sakız Adası) Episkoposu Mons. Nicolas Carichiopoulo’nun kutsanması da unutulmamalıdır.

Monsenyör Dolci burada yaklaşık olarak dokuz sene kaldı ve bu bir rekordur. Onun buradan Romanya’ya Vatikan Büyükelçisi olarak gönderilmesi şaşırtmamalıdır. Halefi olan Monsenyör Ernest Filippi gelip geçti. Monsenyör Dolci’nin ayrılmasından bir yıl sonra Monsenyör Ange Rotta, Papalık Temsilcisi olarak geldi. Monsenyör Angelo Rotta, Atina Başepiskoposu Mons. Filippucci’nin baş kutsayıcısı oldu. Bu törende onun yanındaki diğer kutsayan episkoposlar Bulgaristan Papalık Temsilcisi Mons. Roncalli ve Armeni Katoliklerin ve Patrikhanelerinin idarecisi Mons. Nazliyan idiler. Kilisenin önündeki geçiş, ana caddeye açılan demir kapılar ve taş merdivenleri Yazı İşleri Müdürü olan Mons. Guillois dizayn etti. Mons. Guillois, Papa 11. Pio’nun papazlık jübiesinin ayinlerini yönettikten sonra Macaristan’a Vatikan Büyükelçisi olarak atandı.

Monsenyör Charles Margotti, Mons. Rotta’nın halefi oldu. Onun kişiliğine bugün o kadar az rastlanır ki, müzelerde saklanacak kadar değerlidir. Bir sadelik ve iyilik timsalidir. Monsenyör Margotti hem çok basit, hem de büyük bir beyefendi olmuştur. O da selefleri gibi binaya bazı şeyler kazandırmıştır. Ona özellikle kilise hayatını ilgilendiren bazı kanunları borçluyuz. Bu kanunlar için bir sinod toplamıştır. Manfredonia Episkoposu olan Mons. Cesarano’yu da o kutsamıştır.

Monsenyör Margotti 1935 yılında ayrılmış ve onun yerine babacan çoban ve iyilik sever Monsenyör Ange Roncalli gelmiştir. Yüksek kültürlü, ince ruhlu, sevecen, sıcak kalpli ve zeki olan Mons. Roncalli, ruhen gerçek bir pederdi. Olağanüstü iyiliği ve sevgisi ile tüm kalpleri kendisine çekmiş, İkinci Dünya Savaşı sırasında en şanssız insanları teselli etmiş, acılar, elemler, sıkıntılar çekmiştir. Ülkemizin bu beladan uzak durması için durmadan dua etmiş, hatta Padovalı Aziz Antuan’ın gümüşten bir heykelini yaptıracağına dair herkesin önünde adakta bulunmuştur. Bu isteğini eğer şartlar elverişli olsaydı yerine getirecekti, Paris’e gitmeden önce bunu kendisi söyledi ancak iki yıldan beri Paris’te Vatikan Büyükelçisi olarak bulunuyor.

Monsenyör Roncalli’nin halefi olan Monsenyör Alcide Marina’dan bahsedecek olursak, sizlere onun çok kısa zaman içerisinde Beyrut’a Vatikan Büyükelçisi olarak gideceğini bildirmek zorundayım. Bugünkü durum böyledir. Bunlar henüz tarih değildir. Benden sonra bir başkası, bir asır sonra, katedralin ikinci yüzyılı için bu “Flambeau” dergisinde – bizim Katoliklerimizin ihtiyaç duyduğu ve İstanbul Latin Katolik Vikaryası’nın tarihinin sayfalarında yer bulduğu bu küçük yayında- tarihini yazacaktır. Monsenyör Marina bu küçük dergi ile birlikte bize yüzeysel bir hatıradan daha fazlasını bıraktı: ruhlar iyi oldukları kadar kalıcı, mütevazı oldukları kadar yüksek ve inançları kadar kuvvetli damgalar bırakırlar.

Dahası, Tanrı ile işbirliği yapanlar hep başarıya ulaşırlar. Aziz Pavlus’un Korintoslular’a yazdığı gibi, temel olan Mesih İsa’nın üzerine biri bir bina kurmuştur, bir başkası başka bir bina kuracaktır. İstabul Kilisesi’nin binası altından ve değerli taşlardan oluşan bir bina olsun, herkesin eseri ebedi mutluluğun ışığında parlasın ve çobanlar, papazlar ve müminler karşılığını alsınlar. Mütavazi bir kalemle yazılan bu sayfalar bir asır boyunca onların yaptıkları işleri yansıtsın, Tanrı’nın şanı için en azından bir süre için de olsa hatıraları canlı kalsın.

LAZIAN

 

[1] Bu makale J. Lazian tarafından yazılmış ve Saint Esprit Katedrali’nin kutsanıp açılmasının 100. yılı için “Le Flambeau” dergisinin Haziran 1947 sayısında yayınlanmıştır.

[2] Andon Hasun (1809, İstanbul – 1884, Roma), 1842 yılında Ermeni Katolikler için İstanbul Arkiepiskoposu ve Osmanlı Başepiskoposu seçilir. Seçimi Ermeni ve Doğu Kiliseleri geleneğinin aksine halk temsilcilerinin de katılımıyla olmaz. Bu durum, büyük hoşnutsuzluklara yol açar. Hasun, Latin Kilisesi hukuk, gelenek, adetlerine uyma eğilimindeydi. Bu tutumu, büyük tartışmalara ve çatışmalara yol açtı. İstanbul’da Ortaköy’deki Andonyan rahipleriyle Venedik Mıhitaryan rahipleri bu tutuma açıkça karşıydılar. Andonyan rahiplerinden bir kısım, sonra Patrik makamına yükselecek Peder Mağakya Ormanyan önderliğinde, Kumkapı Patrikliğine bağlandı, ve tarikat, nihayet, Vatikan tarafından kapatıldı. Venedik rahipleriyse, susmayı tercih ederek varlıklarını sürdürebildiler. 1867 yılında Hasun, Lübnan’ın Bzommar kesiminde bulunan ve 1742 yılında Papa XIV. Benediktus taradından tesis edilmiş olan Ermeni Katolik ruhani Patriklik makamını da İstanbul’a, Osmanlı Başepiskoposluğu bünyesine birleştirdi. Böylece Andon IX. Bedros adıyla ve Papa IX Pius’un onayıyla tüm Ermeni Katolikleri Patriği oldu. Cemaat içi gerginlikler gittikçe artıyordu, çoğu Ermeni Katolik Kumpkapı Patrikliğine birleşmekteydi. Bu nedenle, Doğu Hıristiyanlıklarına ve özellikle Doğu Katolik’lerine yeni bir yaklaşımla bakan, 1878’de seçilmiş Papa XIII. Leo 1880 yılında Andon Bedros Hasun’u Kardinal rütbesine yükselterek Roma’ya çağırdı. Hasun’un halefi Stepanos X Bedros Azaryan, yeni Papa’nın da desteğiyle, aşırı Latincilikten kaçınarak cemaate tekrar huzur getirebildi. Ne var ki, bu arada, bazı takdirlere göre, Ermeni Katolik cemmat sayısı yarıya inmişti (Dipnot: S.E. Mons. Levon Boğos Zekiyan).